12 Kasım 2015 Perşembe

İlk yazılı deneyimim, sorular çok kolay olsa da, öğrenciler kendini baskı altında hissettiğinden midir yoksa başka şeyden midir bilinmez ama soruları çözerken zorlandılar. Ama ana sorun şu ki, öğrencilerimin yüzde doksanı soru açıklamasını okumadan soruyu çözmeye çalıştığı için ya yanlış cevaplıyor ya da soruyu anlamadım deyip, yanıma gelip ne yapması gerektiğini soruyordu. İlk deneyimimden sonraki sınıflarda yaptığım sınavlarda açıklamayı daha ayrıntılı bir şekilde yapmama rağmen öğrenciler beni dinlemeyip soruya odaklandıklarından yine aynı hatalar yapıldı.Artık dayanamayıp en sonunda kağıtları toplayıp ağlamıştım. Çünkü derslerime iki aydır katılan öğrenciler sınav anında tutulup kalınca, hiç bir şey yapamadıklarını görünce -birkaçı hariç- emeklerimin boşa gittiği düşüncesi beni ilk yaralayan şey oldu. Mesleğime ilk başladığımda idealist bir öğretmen olmak istediğim düşüncesini, diğer öğretmen arkadaşlarımın bunlar geçici heves laflarına rağmen, gerçekleştirmekti. Bu kadar basit bir olayda büyük bir hezimete uğramam başta hevesimi kırsa da, beni amacımdan döndüremezdi. Çünkü sınıfımdaki iyi öğrenciler sayesinde öğretme hazzına tekrar ulaşabiliyordum. Hiçbir şeyin beni bu amacımdan alıkoymasına izin vermeyeceğim. Tüm öğrencilerimin hayatına ufacık da olsa izimi bırakacak, onlar için elimden gelenin en iyisini yapacağım. Amacım sadece derslerde yüksek notlar almalarını sağlamak değil, ayrıca her biri birbirine, çevresine saygılı, doğaya duyarlı bir birey olarak yetişmelerini sağlamak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder